02.06.2020

Müftülüğümüz

SORGUN MÜFTÜLÜĞÜ;


03.03.1924 Yılında 429 sayılı kanunla Başbakanlığa bağlı olarak kurulan ve 633 Sayılı teşkilat kanunu çerçevesinde faaliyetini sürdüren Sorgun İlçe Müftülüğü, Yozgat il Müftülüğü kanalı ile Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı taşra teşkilatı olarak görev yapan bir kamu kuruluşudur.

İlçemiz Müftülüğü'nün faaliyete geçişi, Sorgun'un ilçe olma tarihi olan 1926 yılında gerçekleşmiştir. İlk İlçe Müftümüz Hasan COŞKUN'dur.

Bahçelievler Mah. Ankara Bul. No: 3/1 no'lu adreste hizmet vermektedir.

 

SORGUN İLÇESİ;

Türkiye’nin Doğusunu batısına bağlayan E-88 karayolu ile kuzeyini güneyine bağlayan Samsun –Adana karayolu kavşağı üzerinde bulunmaktadır. Yolların kesiştiği yerde, Türkiyenin’ tam ortasında yer alan Sorgun , tarihi boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Sorgun bir termal cenneti olduğu kadar tarihi, turizmi,el sanatları,geniş ve verimli tarım,yer altı ve yer üstü kaynakları, jeotermal enerji kaynakları, zengin uranyum yatakları ve son yıllarda gösterdiği değişim hamleleri ve uygulanan başarılı projeler ile İç Anado Bölgesinin cazibe merkezlerinden biri olmuştur.

Pek çok tarihi mirasın bulunduğu,kaplıcalar şehri Sorgun’da kültür ve sağlık turizmi her geçen gün biraz daha gelişmekte,Sorgun ekonomisine ve sosyal hayatına canlılık kazandırmaktadır

Zengin kömür yatakları ve jeotermal kaynakları ile ünlü olan Sorgun, aynı zamanda 7000 tonla Türkiye’nin en zengin uranyum yataklarına sahiptir.

Sorgun, İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak bölümünde,Yozgat,Sivas karayolu üzerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 950m. Ve yüzölçümü 1769km. karedir.

Sorgun, toplamda  70.000 civarındaki nüfüsuyla Yozgat’ın en büyük ilçesidir. Yozgat İl Merkezine 35 km uzaklıkta olan ilçe doğuda Akdağmadeni ve Saraykent, batıda Yozgat Mekez İlçesi, güneyde Sarıkaya, Kuzeyde Aydıncık ve Çekerek İlçeleri ile komşudur.

YERŞEKİLLERİ

Bozok Yaylası İçerisinde yer alan ilçe arazisine tamamen düzlük hâkimdir. İlçenin Kuzey Doğusu dağlıktır. İlçe toprakları içerisinde bulunan Eymir Yayla ‘sı, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi Arasında doğal dağlık bir sınır oluşturur. Bölgede bulunan tepeler fazla yüksek değildir. İlçenin güneyinde ,Kerkenez Dağlarının devamı olan üç tepeler bulunur. Yükseklik kuzeye gittikçe artar. Sivri, Halil Baba, Durali Baba, ilçenin en önemli yükseltileridir .

AKARSULARI

İlçenin ortasından geçen Eğriöz ve Delibaş dereleri şehri ikiye bölmektedir.

 GÖLETLER

İlçe sınırları içinde büyüklü küçüklü çoksayıda gölet vardır. Bunlar; Dişli, Yaycılar, Doğankent, Karakaya ve Mükremin göletleridir. Gelingüllü Barajı de ilçe sınırları içerisindedir.

 İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Sorgun’da yazlar sıcak ve kurak kışlar soğuk ve sert olan kara iklimi yaşanır. Kuraklık ve step bitki örtüsü yörenin tanıtıcı özeliklerindedir. Temmuz ve Ağustos sıcak ve kurak aylardır.

Kış ve ilkbahar yağışlı mevsimleridir. Kışları yağış kar şeklinde olur.

İl yüzölçümünün yüzde dokuzu ormanlarla kaplıdır. Sorgun’un ise 10.504 hektarlık alanı ormandır.

Kurak iklimin sonucu tabii bitki örtüsü bozkırlar halindedir. İlçenin kuzey ve kuzey-doğusu, Eymir-gökiniş-karalık-araplı çizgisinde meşelik olup azda olsa çam ormanı vardır. Ayrıca ilçe genelinde derelerin kenarları kavak ve söğüt ağaçları ile çevrilidir.

 TARİH VE TURİZM

Eski medeniyetlerin beşiği olan Sorgun ilçesinin tarihi  çok eski devirlere dayan maktadır. Sorgun sınırları içerisinde bulunan Alişar Höyüğü’de yapılan kazılarda 5000 sene öncesine ait eserler bulunmuştur.

Sorgun Toprakları,1071 Malazgirt zaferinden sonra Türk yurdu olmuştur. Sorgun,1905 yılında belediyelik hüviyetini kazanmış ,26 Haziran 1926 yılında ilçe olmuştur. 1928 yılında Köhne-i Kebir  (Büyük Köhne) olan ismi Sorgun olarak değiştirilmiştir. Bir ara ilçeye Yeşilova denildiğide bilinmektedir.

Başta Kerkenez Kalesi ,Alişar Höyüğü,Çadırhöyük ve Hapis boğazı harabeleri olak üzere ilçe sınırları içerisinde 21 adet sit alanı bulunmaktadır.


Bölge ilk çağlardan itibaren sırasıyla Hitit İmparatorluğu’na  merkezlik etmiş, ardından Frigya ve Pers hâkimiyeti görülmüş, bir ara Roma Eyaleti olmuş, Helenistik devirde ise Orta Anadolu’da etkin olan Galatlar’ın eline geçmiş, daha sonra Bizans’ın hâkimiyeti altına girmiştir.

1927 yılından beri yerli ve yabancı arkealoglarca, yukarıda zikredilen höyük  ve harabelerde yapılan kazı ve araştırmalar sonucunda, bölgede birçok kültür tabakasının varlığı ortaya çıkarılmıştır.

MÖ.II. Sırasında başlayan Roma’nın Anadolu hâkimiyeti, sürekli genişleyerek devam etmiş ve Miladın ilk yıllarından itibaren bütün Anadolu toprakları, Roma hakimiyetine girmiştir.

Bu tarihten itibaren Türk hâkimiyetine girmesine kadar geçen süreç içerisinde bölge,genellikle Bizans hâkimiyetinde kalmıştır. Bizanslar zamanında bu bölgenin ‘’Pitriya’’ adıyla anıldığı rivayet edilmektedir.

Bizans’ın İslam’dan önce Sasanililerle girdiği uzun savaş dönemleri, daha sonra Emevi ve Abbasiler zamanında Müslümanlarla yapılan ve karşılıklı akınlarla meydana gelen sürekli bir savaş ortamı, bölgenin boşalmasına sebep olmuştur. Nitekim Türklerin geldiği ilk yıllarda bölge, nüfus olarak hemen hemen boşalmış ve önemini kaybetmişti .Öyle ki şehir denebilecek her hangi bir yerleşim yeri yoktu.

BÖLGENİN TÜRK TOPRAKLARINA KATILMASI

1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Kayseri beyliği’nin sınırları içerisindeyken,1127’den sonra Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına katılmıştır.

Şeyh Hoca Ahmet Yesevi hazretlerinin Halifelerinden Emirci Sultan (lakaplı Şerefüddin) adı ile anılan Osman Efendi, bu dönemde gelerek bölgenin İslâmlaşmasında büyük hizmetler etmiştir

 BOZ OK’LARIN BÖLGEYE YERLEŞMELERİ

Yozgat ve ona komşu bazı yörelerde daha ziyade BOZ OK’lu oymakların çoğunluğu teşkil ettikleri görülür. Bunun bir neticesi olarak adı geçen bilgilerdeki oymaklar uzun zaman kendi kol adlarıyla, yani Boz ok  ve Üç Ok adlarıyla anılmıştır. Böylece Boz ok  adı, bir müddet Yozgat ve ona komşu bazı yörelerdeki oymak tarafından tanıştıktan sonra bölgenin adı olmuş ve bu Cumhuriyet devrine kadar gelmiştir.

 SORKUN – SORGUN ADI:

Sorgun, sorgun(Sorkun) Sorkunlu ismine Yörük an taifesinden olan bir cemaat ismi olarak rastlıyoruz.

Osmanlı arşivindeki belgelerde ise Sorgun (Sorkun) , Sorkunlu ismi,Türkmen Cemaatinin adı olarak karşımıza çıkmaktadır. Belgede  idari birim olarak Sorgun(Sorkun)’a 1530 yıllarına  Ait kayıtlarda rastlamaktayız.

Sorkun cemaati, 1530 yılarındaki idari yapılanmada Bozok kazası sınırları içerisinde kalmaktadır. Zakirlü Kabilesine bağlıdır. Kabilenin Sorgun mezrasını ekip biçtikleri anlaşılmaktadır.

Sorgun, Anadolu da yaygın olarak kullanılan söğüt ağacının bir türüne verilen isimdir.

İlçe’nin ismini sulak yerleri seven bu bitkinin bol yetişmesinden almış olması kabul etmek daha dogrudur. Zira , XVI. Yüzyılın başlarına ait Osmanlı kaynaklarından, bozok bölgesinde 9 ayrı yere sorgun veya sorguncuk adı verildiği görülmektedir.

İlçemizin güneyinden geçen ‘’ Eğriöz Çayı ‘’ Kuzeyinden gelen ‘’Delibaş çayı’’ İle sorgunun içinde birleşir.

Bu su havzaların da Değişik türden söğüt ağaçları yaygın olarak yetişmektedir. Köylerde salkım söğüt‘’ Sorgun Söğüdü’’ denir ki, Bu da bu bölgede söğüt ağaçlarının bol yetiştirildiğinin ya da bu bölgenin bu ismi  bildiğini gösterir. Bölgede idari birim olarak sorguna 1531 yıllarına ait kayıtlarda rastlamaktayız.

Bu yılarda sorgun ,Rum eyalati Sınırları içerisinde kalan Zile kazasına bağlı bir nahiye durumundadır. Yine aynı (1530) tarihlerde Bozok Livası haritasında yer alan köyler Şunlardır :

Gököz ayağı, İsa Fakı, Erkekli,İsmail Hacılı,Kemhalu,Halil Fakı,İncesu,Göğem Öyüğü(Külhüyük),Sorkun(köy),Karakız Kavağı, Cafer Ekinliği,Tatlı Kuyu – Yazılı Taş, Tuzlacık , Çamurlu,Peynir yemez,Eymir, Ahurlu(Mirahur), Çihanşah İni, Kepürce.

1558 yıllarında ise Sorgun, Bozok sancağına bağlı olarak görünmektedir. Bu tarihlerde Bozok sancağı, Bozok Kazası Ve Akdağ Kazası olmak üzere İki kazadan müteşekkil olup; Sorgun, Bozok kazasının altı nahiyesinden birisidir.

KERKENES HARABELERİ (Keykavus Kalesi)

Sorgun yakınlarındaki Şahmuratlı köyü sınırları içerisinde bulunan Kerkenes dünyanın en önemli antik kalıntılarından biridir. Harebeler, çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Kerkenes, Hattuşaş ile Kapadokya arasındaki Turistik Güzergah üzerinde yer almakta olup Sorgun merkeze 13 km, Yozgat’a 50 km mesafededir.

 KERKENES’TE  GÜNEŞ TUTULMASI  VE BARIŞ

2500 yıl önce yaşanan Güneş tutulması, kerkenes Dağı eteklerinde savaşan Medler ve Lidyalıların barışına neden olmuş, M.Ö. 550’de savaşın en yoğun anında Ay’ın Dünya ile güneşin arasına girerek günü karartması üzerine, Medler ve Lidyalılar, tanrıların savaş istemediğini düşünerek, savaşın yapıldığı Kerkenes Dağı eteklerinde savaşa son verirler ve barış yaparlar.

Kerkenes harabelerinin dünyada tanınması üzerine zaman zaman meydana gelen Güneş tutulmalarında dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce insan güneş tutulmasını izlemek üzere Kerkenes Dağına gelmektedir.

ALİŞAR HÖYÜK

Sorgun’ un en önemli tarihi zenginliklerinden biri olan Alişar Höyüğü, Sorgun- Sarıkaya ilçesi karayolu üzerinde Alişar köyünün kuzeyinde bulunan bir höyüktür. Bir çukura kurulan höyüğün eni 520 metre, boyu ise bir kilometreye yakındır.

Alişar höyüğü kazıları ilk kez 1927-1932 yıllar arasında yapılmıştır. Yapılan kazı ve araştırmalar neticesinde Alişar’ın Kalkolitik Çağdan Türk Devrine kadar aralıklı olarak yerleşim görüldüğü tespit edilmiştir. İç Anadolu’nun kronolojisi, eski kültürlerin bir birlerine geçişlerini ve devirlerini doğruya yakın olarak ancak bu kazılardan mümkün olmuştur.

ÇADIR HÖYÜK

Çadırhöyük, Sorgun İlçesi Peyniryemez Köyünde köyün yaklaşık 2 kilometreye kadar güneyinde, Esenli-Gelingüllü Baraj Havzasında yer almaktadır. Yaklaşık olarak 32 metre yükseklikte, 220 metre çapındadır. Çadırhöyük ilk kez 1926 yılında tespit edilmiştir. Kazı ve araştırmalar hala devam etmektedir.

Çadıhöyükte yapılan kazılar neticesinde çeşitli dönemlere ait eserler, eşyalar ve insan kemikleri bulunmuştur.

KUŞAKLI HÖYÜK

Sorgun ‘ a bağlı Büyüktaşlık köyünde bulunan Kuşaklı höyük yüzey araştırması 2008 yılında başlamıştır. Çalışmalar 21 kişilik bir ekiple devam etmiş, etütlük mahiyette pek çok buluntu toplanmıştır.

Çalışmaların ilk sonuçlarına göre Kuşaklıhöyük çevresinde M.Ö 2. BİN yılında başlayan yerleşimler Demir Çağı’na kadar devam etmektedir.

HAPİS BOĞAZI

Hapis Boğazı Harabeleri, Yozgat ‘ın en büyük tarihi kalıntılarından biri olmasına rağmen en az bilinen tarihi zenginliklerinden biridir.

Sorgun’dan yola çıkıp Sivas istikametine giderkn beş-altı km sonra şeker fabrikasını geçince Samsun- Kayseri yol ayrımına gelirsiniz. Kuzeye, Samsun istikametine saparsınız, bir müddet devam edin. Çiğdemli’nin içinden doğuya doğru gidersiniz yaklaşık 5 dk sonra Karakız Kasabasındasınız. Hapisboğazı Harabeleri, Karakız Kasabasının hemen yanıbaşında, tüm sırlarıyla birlikte uyuyor. Sağ sola yatmış, yarısı dışarda, yarısı içeride, oda büyüklüğünde kayaların olduğu yamaçlar, uzaktan sizin için bir anlam ifade etmeyebilir. İyice yaklaşıp, kalıntıların arasında dolaşmaya başladığımızda sizinle birlikte dolaşan binlerce yıl öncesinin esintisinide hissedersiniz.

Yontma taştan aslanlar, kayalara oyulmuş kartal yaklaşık dış çapı sekiz metre ,iç çapı üç metre olan tek parça kayadan, ne kayası granitten oyulmuş muhteşem kazan ve kazandan daha büyük ve tek parça dehşetengiz ibrik…Bunların hangi çağda, hangi teknoloji ile hangi sebeplerle ve kimler tarafından yapıldı ise henüz bilinmemektedir.

Hepsi biribirinden büyük, dev taş bloklar arasında dolaşırken eski zamanlarda bir zamanda, bir kentin sokaklarında dolaşıyor gibi hissediyorsunuz kendinizi, her yer işlenmiş kaya parçalarıyla dolu.İnsanın tarihin derinliklerine alıp götüren, sürükleyici bir doğal açık hava müzesi;

Hapisboğazı harabeleri, Hitit döneminin belkide tek heykel atölyesidir. Hattuşaş’a ve Hititlerin diğer şehirlerindeki heykellerin burada yapılmış olma ihtimali yüksektir.

ŞİFALI KAPLICALAR

Sorgun terminal kaplıcaları ile haklı bir ün kazanmıştır. Pek çok hastalığa şifa olan Sorgun kaplıcaları, kurulmuş ve kurulmakta olan , dünya standartlarına beş yıldızlı tesisleriyle tüm Türkiye ‘de öenmli bir marka olma yolunda ilerlemekte, gün geçtikçe daha çok tanınmaktadır.

Sorgun halkı, enerji kaynaklarının üzerinde oturduğunun, termal suların sadece insanların hamam vb. ihtiyaçlarını gidermesinin  çok ötesinde işlere yaradığının yeni yeni farkına varıyor. Kömür, uranyum, illede jeotermal kaynaklar. Temiz, sağlıklı çevre dostu… Velhasıl, Sorgun’u Türkiye’de marka şehir yapacak, eknomimizi canlandıracak güç; yerin derinliklerinde yatıyor. Üstte ilk Allah’tan bir şey gelmediği takdirde sonsuz bir güçtür “jeotermal”…

Sorgun’daki kaplıca sularının romatizmal ağrılara kronik iltihaplı hastalıklara, spazm benzeri hastalıklara, kırık-çıkık rahatsızlıklarına, kadın hastalıklarına, deri hastalıklarına ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği Sağlık Bakanlığı’nın raporlarında onaylanmıştır.

İlçemizdeki sıcak su kaynaklarının turizm yatırırmları olarak değerlendirilmesi Sağlık Turizmi kapsamı içerisinde giren Termal Turizmi geliştirilecektir. Sorgun Termal Tesislerinin tarihi ve kültürel zenginliğimizle de birleştirilerek ülke çapında etkin tanıtımların gerçekleştirilmesi, ekonomimize büyük bir katkı sağlayacaktır. Bu konuda özel sektör girişimlerinin desteklenmesi ile birlikte lüks kaplıcalar ve tedavi merkezleri inşa edilmesini sağlamak, ilçenin kalkınması için önemli stratejilerden birisidir.

Sorgun ilçesi “Kaplıca Turizmi” bakımından büyük önem arzetmektedir. İlçede çıkan sıcak su kaynağından istifade edilerek 3 adet kaplıca ve yan tesisleri bulunmaktadır. Özellikle yaz aylarında kaplıcalara büyük ilgi gösterilmektedir.

Sorgun’da son yıllarda termal turizm alanında önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Termal turizmle ilgilenen pek çok yatırımcı, Sorgunda incelemelerde bulunmuştur, bunlardan bir kısmı da yatırım kararı almıştır.Jeotermal kaplıca turizmi , jeotermal şehir ısıtmacılığı, jeotermal elektrik üretimi, jeotermal seracılık, balık üretimi…

EKONOMİK DURUM

Sorgun halkının başlıca geçim kaynağı ticaret, tarım, hayvancılık ve yurt dışında yaşayan işçilerimizin sağladığı maddi destektir. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, nohut, mercimek ve şeker pancarıdır. İlçe ekonomisinde en büyük payı Sorgun Şeker Fabrikası, özel sektöre ait tuğla fabrikaları, kömür işletmeleri, beton santralleri ve nakliyecilik almaktadır. İlçemizde inşaat sektörü son yıllarda büyük gelişmeler kaydetmiştir.

Tarımsal işletmeler genelde orta ve küçük işletmeler niteliğinde olup, bunun yanı sıra ortakcılık ve kiracılık şeklinde üretimde yaygındır. Sorgun’da bağ, bahçe ziraatı daha ziyade aile ve il içi tüketime yöneliktir.

Bitkisel üretimin yanında hayvancılıkta önemli yer tutmaktadır. Tarımsal işletmelerin hemen hepsinde hayvancılık teşvik uygulamaları ilçede modern hayvancılığa doğru gidişi hızlanmıştır.

SANAYİ

Sorgun’da sanayi gelişmemiştir. İmalat sanayinde büyük ölçekli ve modern teknolojiyle üretim yapan işletmelerin sayısı çok azdır. İlçede tuğla fabrikaları, hazır beton tesisleri, yalıtım malzemesi üretim tesisi ve küçük ölçekli mobilya imalathaneleri bulunmaktadır

TİCARET

Sorgun ticaretini tarımsal ve hayvansal ürünlerin alım satımı,sanayi ürünlerinin alım satımı ve küçük esnaf ve sanatkârların ticari faaliyetleri oluşturur.Ticari faaliyetler,haftanın belirli günlerinde kurulan Pazar yerleri ile iş yerlerinde yapılır. Ticari hayatın en önemli özelliği köy ve kasabalarda üretilen tahıl, meyve,canlı hayvan ve ürünlerin pazarlaması oluşturur. Komşu ve komşu olmayan illere tahıl, un,ayçiçeği yağı,bakliyat,canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin satışı yapılır.

Sorgun’da çok sayıda tuğla fabrikası faaliyet göstermektedir. İlk tuğla fabrikası 1975 yılında kurulmuştur.

İlçede üretimi yapılan tuğla, bims, hazır beton,yalıtım malzemeleri,mermer taşı ,PVC,mutfak dolapları gibi mamuller çevre il ve ilçelere satılmaktadır.

İlçede kurulan yumurta ve et tavukçuluğu ile küçük baş ve büyük baş hayvan çiftlikleri her geçen gün çoğalmaktadır. İlçedeki gelişmeye paralel olarak şirketleşme ve kooperatifleşme çalışmalarında önemli artışlar görülmüştür. İlçedeki kömür ocakları nakliyeciliğin, nakliyecilikte ticaretin hareketlenmesine sebep olmuştur.

1998 yılında üretime başlayan Şeker Fabrikası, gerek ilçenin istihdam sorununa olan katkısı, gerek pancar üretiminin gelişmesine yaptığı katkı ile ilçe ekonomisinde önemli bir yere sahiptir.

Sorgun Yeşilova Küçük Sanayi Sitesinde yer alan yaklaşık 250 dükkân çevre il ve ilçelere hizmet vermektedir.

HAYVANCILIK

Sorgun’da hayvancılık, Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi küçük ve büyük baş hayvan besiciliğine dayanmaktadır.

Tarih boyunca sığır cinsi büyük baş hayvanların Sorgun ekonomisine önemli bir yer işgal ettiği görülmektedir.Nitekim bu cins hayvanların büyük çapta ticaretinin yapıldığı ’’Köhne Panayırı’’ ,Halep’e kadar geniş bir alanda meşhur olup, her sene 20-25 bin hayvanın alınıp satıldığı bir pazardır.

YÖREMİZ  YEMEK KÜLTÜRÜ

Yöremiz yemek kültürü gayet zengindir, bu yemeklerden unutulmaya yüz tutmuş seyrekte olsa, anne ve ninelerimiz tarafından halen yapılmaktadır.Bunlardan arabaşı yöremizin en ünlü yemeğidir,uzun kış gecelerinde genellikle varlıklı insanların evlerinde konu komşuya ve misafirlere ikram edilerek bu gelenek yaşatılmaktadır.Ünlü yemeklerimizden bazıları aşağıda zikredilmiştir;

            Helle

            Desti Kebabı

            Yoğurtlu Madımak aşı

            Arabaşı

            Mıhla

            Gınnış

            İncir uyutması

            Bulama çorbaşı

            Haside

            Mayalı bazlama

            Düğürcük çorbaşı

            Çiğdem pilavı

            Ayva basması

            Sütlü kabak

            Köfte giliği

            Kömbe

            Saç bişisi

            Çılbır aşı

            Gebol aşı

            Katık çorbaşı

            Camız yoğurdu

            Şalak turşusu

            Çedeneli kavurga

            Katmer

            Erişte

            Borani aşı